ROSİ Hakkında Genel Bilgiler

1978 yılında Dr. Edwards ve Dr.Steptoe işbirliği ile yumurta ve canlı spermlerin birleşmesi sonucu (konvansiyonel IVF) ilk sağlıklı tüp bebek doğumu gerçekleşti. AdılouisBrawn olan bu kız bebek bundan sonra doğacak tüp IVF bebeklerinin başlangıcıydı.     

Mikroenjeksiyon yoluyla spermlerin oosite enjekte edilmesi (IntraCytoplasmicSperm Injection –ICSI)  ilk olarak 1992 yılında Gıanpiero Palermo tarafından gerçekleşti. ICSI, sperm problemi yaşayan pek çok çift için bir devrim niteliği taşıyordu.

Hastada çok az sayıda canlı spermin olması durumunda dahi , seçilen spermlerin oosite enjeksiyonu sonrası

-sağlıklı döllenme
-sağlıklı embriyo gelişimi
-sağlıklı gebelik elde edebilmesi mümkün olabiliyordu.

Nevarkiejakülat örneğinde sperme rastlanmayan erkekerde (Azoospermia)  halen işlem yapılabilmesi mümkün olamayabiliyordu.Obstructive ve nonobstructive olarak ikiye ayrılabilen azoospermia durumunda tedaviye yönelik cerrahi işlemleri gelişimi ile bu problemde çözüme kavuştu. 1994 yılında Silber tarafından açık tese ameliyatı

1995 yılında Craft tarafından testiküleraspirasyon gerçekleştirildi.

Bu cerrahi işlemler sonrası elde edilen spermler ile hastalara hem ICSI işlemi sonrası yüksek gebelik şansı sağlanabiliyor hemde bu spermlerin dondurularak saklanması sağlanabiliyordu.

Bununla birlikte bu işlemler sonrası hataların yaklaşık olarak %50’sinde sperm elde etmek mümkün olamamakta ve bu hastalar eşlerinin en değerli üreme çağında beklemeye alınıyorlardı. Bu hastalara sunulabilen opsiyonlar sperm donasyonu (ülkemizde ve pek çok ülkede bu konuda yasaklar ve sınırlamalar bulunmaktadır) ve evlat edinme ile sınırlandırılmıştı. İnsan sperm öncü hücreleri ile (elonge(ELSI) ve roundspermatidler (ROSI) ile gerçekleşen pek çok mikroenjeksiyon denemesi başarısızlıkla sonuçlandı. 1995 yılı buı konuda başarısız sonuçların aşıldığı yıl oldu. 1995 ‘te insan oositlerine gerçekleşen yuvarlak hücre enjeksiyonu sonrası ilk döllenme (Pierre Vanderzalmen 1995), ilk embriyo transferi (Fisshel 1995) ve sonunda ilk sağlıklı canlı doğum gerçekleşti (Tessaric 1995).

Olgun olmayan spermatogenetikl hücrelerin insan yumurtası içine mikroenjeksiyonu olarak açıkalanan bu işlemler bu tarih itibariyle hızla gelişim gösterdi:

1) İlk ROSI canlı doğum (Tesarik 1995), ilk ELSI canlı doğum (Fıshel 1995)

2)Elde edilen embriyolar üzerine ilk genetik ve epigenetik çalışmaların yayınlanması (Tesarik, Menoza 1996)

3)Seminal plazmadan yapılan ilk ROSI denemeleri ( Tesarik 1995,1996)

4)Testiküler materyallerdeki ROSI sonuçlarının vaka bazlı yayınlanması (Fishel 1995,1996; Hannay 1995, Vanderzalmen 1995,1997,Chan 1996, Antinori 1997, Araki 1997).

5)Dondurulmuş çözxülmüşTese örneklerindeki hücre sonuçlarının yayınlanması (Antinori 1997).

Daha sonraki yıllar cesaretlenen bir çok dünya merkezi bu konuda merkezlerini çalışmalarına dahil ettiler.1999 yılında Al –Hasani ver arkadaşlarının yaptığı bir sonuç derlemesinde sonuçlar şöyle yer aldı:

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXx

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

Bu çalışmada ilan edilen dünya sonuçlarına göre o gün itibariyle, 5 abort, 8 devam eden ve 14 canlı doğum raporlandı.

2003 yılında Alabama da gerçekleştirilen ASRM (Amerika Society of ReproductiveMedicine) toplantısında yeni bir çalıimakonsepti sunuldu: Roundspermatid hücrelerinin nükleuslarının (RoundSpermatidNucleusInjection –ROSNI) ayrılıp çevrelerindeki çok az miktardaki sitoplazma ile birlikte insan yumurtası içerisine transferi gerçekleşti. Aynı toplantıda yapılacak çalıuşmalardabilimadamlarının dikkatleri özellikle şu noktalara çekildi:

Eğer örneklerde daha olgun formalar veya sperme yakın hücreler varsa ve canlılıkları teyit edildi ise öncelikle onların kullanılmasının tercih edilmesi gerekliliği
Hastaların işlem öncesi, teknik ve sonuçları hakkında ayrıntılı bilgilendirilme gereklililği ve onaylarının alınması
Kullanılacak hücrelerin ayrıntılı incelemelerle , dikkatli bir şekilde seçiminin tamamlanması
Enjeksiyon öncesi yada sonrası oosit aktivasyonunun gerçekleştirilmesi
Centrosome aktarımının bu işlemde uygulanabilme ayrıntıları
Embriyolarda oluşabilecek genetik problemlerin bir sonraki nesle aktarım olasılıkları yönünden hastanın bilgilendirilmesi
Bu tarih itibariyle duraksamaya geçen çalışmalarda bilimadamlarının dikkati şu probler üzerine yoğunlaştı:

1 – Enjeksiyon sırasında olgun sperm hücresinden farklı olarak gerçekleşen yetersiz oosit sitoplazma aktivasyon problemleri:

Bu konuda 3 şekilde aktivasyon geliştirildi:

a – Mekanik aktivasyon: Enjeksiyon öncesi oosite pipetle girilip sitoplazma sıvısının aspire edilip geri verilip iyonik deşarj sağlanması:

b – Kimyasal aktivasyon: Konvansiyonel kalsiyum deşarjı sağlayan aktivatörlerleenjerksiyon öncesi veya sonrası bu solüsyonların içerisinde oositi inkübe ederek gerçekleşen aktivasyon

c – Elektik aktivasyonu: Oosite enjeksiyon öncesi ya da sonrası düşük impedanslarda elektrik verilmesi ile sağlanan uyarıları

2 – Protaminekonsantrasyon yetersizliği durumu, Aktivasyonun yeterli olmadığı durumlarda:

Spermatidin tamamlanmamış nüklear protein yapısı:  Spermatid içerisinde yer alan Histone adındaki protein yapıları gelişim sürecinde transit proteinler ve protoaminler ile yer değiştirirler.Böylelikleooplazmikmetafaz düzenleyici ve aktive edici MPF (MetaphasePromotingFactor) çalışması düzenlenir.Yetersizhistone/protamine aktivasyonu oluşan kromatinlerin stabilizasyon problemlerine ve olgunlaşma sırasındaki kromosomaldenaturasyonlara etkilerine sebep olur. Buda DNA nın parçalanması ve programlı hücre ölümünün gerçekleşmesine neden olur.Malesef çok net olarak spermatogenetik duraksamanın özellikle Sb dönemi sonrası sperm oluşumu dönemi ön hücrelerde oluışan bu apoptoz sonrası oluştuğu ortaya konmuştur, bu nedenle Sa ve Sb dönemi apoptoz öncesi en şanslı hücre grubu olarak görülmektedir.

3 – Centriol oluşumu: Olgun sperm hücrelerinin yumurta içerisinde aktarımı sonrası döllenme ve embriyo gelişimi için çok önemli centriol sperm kaynaklıdır ve olgun olmayan spermatid hücrelerindeki en büyük sorun proximal ve distalcentriol oluşum ve yerleşim sürecinin tamamlanmamasıdır; Bu sorunun çözülmesi üzerine yapılan son çalışmalarda özellikle yuvarlak hücrelerden elonge hücrelere geçiş aşamasındaki Sb dönemi hücrelerinde bu aşamaların aşıldığı ilk dönem olarak ortaya konulmuştur.

4 – Seçilen hücre seçiminin doğru yapılması hayati derecede önemlidir: Seçilen hücrelerin testiste bulunan vücut hücrelerinden (46 kromozom içerirler:2N), ve spermatogonia ve spermatoside hücrelerinden ayrılmaları ve en doğru şekilde sınıflandırılarak verilmelşeri çok önemlidir.

Bu konuda Sausa ve Vanderzalmen tarafından yapılmış sınıflandırmaların ortak yönleri ile oluşturulmuş sınıflandırma Tanaka’nın laboratuvarında kullanılmaktadır. Bu sınıflandırma ejakülat ve teseden elde edilen hücreleri şekilleri , sitoplazma miktarları ver kuyruk oluşumlarına göre şöyle  adlandırır:

A)RoundSpermatid Dönemi: Yuvarlak, haploidhücre dönemi(Sa,Sb1)
1-Golgi dönemi

2- Cap dönemi

3-Acrosome dönemi (nüklear bölümün hücrenin perifer kısmına doğru yerleşimi)

B)Elongating :Round hücreden elonge hücreye geçiş olan haploiddönemi (Sb2)

C)ElongeDönemi : Artık yuvarlak değil oval formda ve kuyruk başlangıcı başlamış haploid hücre grubu (Sc,Sd1)

D)İleri elongedönemi : Kuyruk oluşumu tamamen ortaya çıkmış sperme geçiş olan haploid hücre dönemi(Sd2)

2015 yılına dek bu çalışmalar moleküler düzeydeki sorunlara çözüm arayışları ve kök hücre çalışmaları ileri ileri sperm hücresine ulaşma projeleri ROSI konusundaki çalışmaları yavaşlattı. 23013 yılında Tanaka ve ekibinin ilk dünya sunumu sonrası 2015 yılındaki yayınlarında ROSI konusundaki bir çok problemin aşılmasını sağlayan daha gelişmiş bir çalışma protokolü ortaya koydular; Bu çalışmada aşamalar şöyle belirlenmişti:

1 – Ayrıntılı mikrodiseksiyon Tese sonrası basal hücre tanımlanması sonrası sperm bulunmayan hücrelerin ayrılması

2 – Dokuların mekanik diseksiyon sonrası tekrar sperm açısından tekrar incelenmesi

3 – Mekanik parçalama sonrası enzimatik parçalama uygulanması (ilgili video mevcuttur)

4 – Hücrelerin osmatik denge sağlamak amacı ile dondurulup çözülmesi

5 – Hedefteki hücrelerin çok iyi belirlenerek doğru hücrelerin seçimi

6 – Seçilmiş hücrelerin uygun toplama havuzuna toplanması (her oosit için ortalama 100 ile 150 canlı hücre toplanmaktadır)

7 – Oositlerin mannitol eşliğinde elektriksel aktivasyonunun sağlanması

8 – Toplanmış hücrelerin tek tek aspire edilerek nüklear kısım ile stoplazmanın ayrılarak parçalanma sonrası biraraya getirilerek aktive edilmiş oosite mikroenjeksiyonu (ilgili video mevcuttur)

Bu yöntem ile Tanaka’nın sonuçlarına göre 100 ün üzerinde canlı doğum elde etmek mümkün olmuştur. Ülkemizde yaptığımız çalışmalarda ilk bebeğimiz 13 ekim 2019 tarihinde dünyaya gelmiştir.100 ün üzerinde sağlıklı gebelik , 18 canlı doğum sağlanmıştır, fakat halen devam eden gebelik %12-15 arasında sağlanabilmektedir.